Bana öyle bakma çocuk!

Şeker veresim geliyor…

Sadece vesikalık fotoğraf çektirirken ciddi olmalısın diyorum…Daha küçüksün..

Ciddi ciddi baktığında benim denizim kabarıyor tüm çocukluk özlemlerim eriyor…Gül biraz,sırıt biraz ne biçim çocuksun sen.! Öyle bakma çocuk..

öyle bakma çocuk

Reklamlar

Hayat, ne aşk davasıdır, ne de ekmek kavgasıdır.
Hayat, insan kalabilme mücadelesidir.
Şerefinle, namusunla, onurunla…

çaresizlik

Yamaç paraşütünün yeni gözdesi Bafra

timthumb

Samsun’un Bafra ilçesi balon uçuşlarından sonra ekstrem bir spor dalı olan yamaç paraşütüne de ev sahipliği yapıyor.

Yamaç paraşütü, ülkemizde son yıllarda oldukça yaygın bir spor dalı haline geldi. Bunun nedenlerinden biri, Türkiye’nin uçuşa elverişli noktalara sahip olması. Son yıllarda Samsun da yamaç paraşütü yapılan yerler arasına girdi. Özellikle Bafra, yamaç paraşütçülerinin yeni gözdesi oldu.

Bafra’nın coğrafyası hava sporları için elverişli

Bafra Hava Sporları ve Gençlik Kulübü Başkanı Burhan Apaydın, küçük yaşlardan beri hobisi olan hava sporlarını doğup büyüdüğü yer olan Bafra’ya kazandırmaya çalışıyor. Genel havacılıkla ilgili çalışmaların yürütüldüğü kulüp, Bafra Belediyesi ve Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle son 2 yıldır yamaç paraşütüne yönelmiş durumda.

Hava sporları için coğrafi yapının elverişli olması gerektiğini vurgulayan Apaydın “Yamaç paraşütü için doğru yönden esen rüzgâr, doğru tepelerin seçilmesi ve doğru yüksekliğin olması lazım. Her ne kadar Bafra ova olsa da etrafını saran çok fazla dağ ve tepeye sahip. Hemen her yerinde doğru rüzgârla uçuş yapılabilecek tepe var” dedi.

“Sermayemiz rüzgâr, tecrübemiz uçuş saati”

Rüzgârı doğru kullanmanın önemini vurgulayan Apaydın, “Bir bez parçasının ucunda uçuyoruz, sermayemiz ise sadece rüzgâr. Rüzgârı doğru kontrol eden, hiçbir sorun yaşamadan uçar. Fakat kontrol edemeyen için rüzgâr büyük bir tehlike arz ediyor. Bu noktada da gruplar devreye giriyor. Fazla uçuş tecrübesine sahip olmayanlara grup içerisindeki tecrübeli kişiler destek veriyor. Bu şekilde herhangi bir kaza yaşanmasının önüne geçiyoruz” şeklinde konuştu.

Bafra’da yamaç paraşütüne ilginin düşündüklerinden fazla olduğunu belirten Apaydın, “Fakat bu spor bir anda herkesin yapabileceği bir spor değil. Belli bir eğitim süreci var. Bu eğitimin sonunda bu sporun ehliyeti sayılan sertifikalar veriliyor. Bunun dışında, tecrübe kazanmak ve sorunsuz uçuş yapmak için sürekli olarak antrenman yapılmalı. Yamaç paraşütünde tecrübe uçuş saati ile alakalı. Ne kadar havada kalabiliyorsanız o kadar tecrübeli sayılırsınız” diyerek bu yıl herhangi bir yarışmaya katılmayıp gruplardaki bilgi ve başarıyı artırmak için çalışmalar yapacaklarını sözlerine ekledi.

 

hüseyin temiz (2)

nazan klcıı

hüseyin temizz

hüseyin temiz (3)

 

Samsun’da gazeteci olmak

timthumbHer gazeteci farklı yerlerde, farklı sorunlar peşinde heyecanla haber kovalar. Aynı heyecanla deklanşörüne basar, kalemine sarılır. Bu heyecanı kaybetmeden yıllardır habercilik yapan Samsun’un deneyimli gazetecilerini 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla ziyaret ettik.

 

Samsun’un deneyimleri gazetecileri ile gazetecilik mesleğinin zorluklarından teknolojinin medya sektörü üzerindeki etkilerine, habercilik kurallarından gazetecilerin çalışma koşullarına kadar pek çok konuyu Genç İfade Ekibi olarak sizler için konuştuk….

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nasıl ortaya çıktı?

Dönemin gazete patronları, 10 Ocak 1961’de yürürlüğe giren 212 Sayılı Yasa’nın, önce çıkmaması, çıktıktan sonra da değiştirilmesi için büyük çaba sarf eder. Ancak başarılı olamamaları üzerine lokavt ilan ederler. 10 Ocak 1961 Salı günkü Milliyet, Hürriyet, Akşam, Cumhuriyet, Tercüman, Vatan, Dünya ve Yeni Sabah gazeteleri, altında bu gazetelerin patronlarının imzalarının bulunduğu bir duyuruyla çıkarlar. Adı geçen gazeteler 11 Ocak 1961 Çarşamba gününden itibaren 3 gün çıkmama karar alır.  Bu patron eylemi, o güne kadar Türk basın tarihinde örneğine rastlanmayan bir durumdur.  Ancak beklenmeyen bir başka olay gerçekleşir: Bildirinin yayımlandığı gün gazetelerin yazı işleri müdürlerinin çoğu gazetelerin künyelerinden isimlerini çekerler. Bu arada basın çalışanları, boykot süresince gazete patronlarının denetiminde olmayan matbaalarla anlaşma yaparak “Basın” adlı bir gazete çıkarırlar.  Sonuçta, Bab-ı Âli’de patron eylemi kırılır ve 212 sayılı yasa Milli Birlik Komitesi tarafından onaylanır. 212 Yasa’nın çıkarılması, çalışan gazetecilerin büyük dayanışması ve mücadelesi sonucu kazanılmış bir hak olarak basın tarihimize geçer. O günden sonra 10 Ocak günü “Çalışan Gazeteciler Bayramı” ilan edilir. Her yıl bu tarihte gazeteciler düzenledikleri etkinliklerle bugünü anarlar, sektöre dair sorunları ve çözüm önerilerini tartışırlar.

Gazeteciler meslek hayatlarında ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar?

“Doğal bir döngü olan hava şartları bile bu meslek için zorluktur. Bunun yanı sıra en büyük zorluğu tabi ki insanlar çıkarıyor. Tehdit, saldırı gibi birçok tacize maruz kalabiliyoruz. Özellikle habere konu olan kişiler tarafından karşılaştığımız durumlar bunlar.” – Bayram OK, Haber Gazetesi Muhabiri

“Gazetecilik mesleği zevkli olduğu kadar, yorucu ve zorluklarla dolu bir meslek. Genelde en çok sıkıntıyı polis-adliye muhabirleri yaşıyor. Ben de yaklaşık 15 yıl polis-adliye muhabirliği yaptığım için bu sıkıntıları iyi biliyorum. Saldırıya uğradığınız, fotoğraf çekerken zorluklar yaşadığınız anlar oluyor.”– Okan ARALAN Haber Gazetesi Yazı İşleri Müdürü

“Bu meslekte büyük zorluk bürokrasiyi yenmek.  Bunun yanı sıra haberi yapılan kişiler tarafından sözlü tacize maruz kalabiliyoruz.” – Hakan ÇELİKBAŞ, DHA Samsun

“Bir kameraman olarak meslek hayatımda karşılaştığım en büyük zorluk kalabalıktan dolayı rahat kareler alamamak. Öyle ki kalabalık ortamlarda adeta izdihamın ortasında kalıyoruz. Bu ortamda asıl kareyi yakalamak çok zor. Onun dışında yeri geliyor hakarete maruz kalıyoruz. Ama tüm bunları bir zaman sonra duymamaya başlıyoruz.”– Mehmet GENÇALİ, TRT Samsun

Mehmet-Gençali

 Gelişen teknolojinin basın sektöründeki olumlu-olumsuz etkileri neler?

“Teknoloji ilk olarak zaman kaybının önüne geçti. Günümüzde kullanılan gelişmiş fotoğraf makineleri ve bilgisayarlar zaman kaybını önlüyor. Olay yerinde çektiğiniz bir fotoğrafı ve yazdığınız haberi, internet aracılığıyla gazetenize anında iletebiliyorsunuz. Bu konuda geçmiş yıllarda büyük zorluklar yaşanıyordu. Eskiden bir futbol karşılaşmasından gazeteye fotoğraf yetiştirebilmek için zamanla yarışıyorduk. Maçın ilk 5-10 dakikasından çektiğimiz fotoğrafları görebilmek için önce filmi banyo ettiriyor, sonra güzel olan enstantaneleri karta bastırıp, telefoto denilen cihazla gazeteye ulaştırıyorduk.”– Okan ARALAN

“Teknolojinin gelişmesiyle birlikte özel haber diye bir kavram kalmadı. Yapılan haber hemen bütün internet sitelerine düştüğü için özel haber anlamında sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Örneğin eskiden haberi ve görüntüyü zarflayıp İstanbul’a gönderirdik ve haber bir gün sonra çıkardı. Şimdi teknoloji öyle ilerledi ki yazdığınız haber yarım saat bile sürmeden yayılıyor. Teknolojiyle gelen hızlı değişim haberin doğru yayılması konusunda da bir takım sorunları beraberinde getirdi. Özellikle trafik kazası haberlerinde bilgi kirliliği olabiliyor.” – Hakan ÇELİKBAŞ

“Teknoloji öyle gelişti ki artık her an her yerden haberi geçebiliyoruz. Haberi yapmak için dağdan bile görüntü almaya çalıştığım zamanları biliyorum. Teknoloji uğraşmadan iş yapmayı beraberinde getirdi. Fakat ben bu işin zahmetli tarafını seviyorum. Bir haber için saatlerce uğraşmayı, o haber üzerinde çalışmayı seven biriyim. Teknoloji hareket kabiliyetini öldürdü.” – Mehmet GENÇALİ

“Teknolojinin gelişmesiyle hızlı haber akışını sağlamak gerekli oldu. Bu durumda haber yayılırken doğruluğunu zedeleyecek şeyler olabiliyor. Zaman kısıtlı olduğundan haber kaynağı eksik olabiliyor ya da haberde yazılmaması gereken şeyler yazılabiliyor. Fakat bu eksiklikleri, yanlışlıkları mesleğimizin verdiği tecrübeyle bir şekilde düzeltilip kapatabiliyoruz.”- Bayram OK

 Bayram-Ok

Bir muhabirin haber yazarken temel kriterler neler olmalı?

“Haber yazarken her gazeteci gibi 5N1K kuralına dikkat ediyorum, fakat öncelikli kriterim vicdandır.” –Bayram OK

 “Yaptığımız haberin direkt olarak vatandaşı ilgilendirmesi gerekiyor. Biz köşe yazarı değiliz, yorum yapamayız. Daha çok birleştirici, insanların ve toplumun birlik ve bütünlüğüne aykırı olmayan haberler yapıyoruz. Örneğin bir cinayet haberinde polisten önce olay yerinde olabiliyoruz. Bu durumda olay yerinde haber yapmak için polisten önce müdahale etmiyoruz. Bir gazeteci bir haberde delilleri yok etmemek adına güvenlik güçlerinin kurallarına uymalıdır. ” – Mehmet GENÇALİ

“Haber oluşturmanın elbette kuralları var, fakat temel kriter kişinin haklarına, hürriyetine ve aile yapısına zarar vermemektir.” Hakan ÇELİKBAŞ

Hakan-Çelikbaş

Sarı basın kartı bir gazeteci için ne ifade eder?

“Sarı basın kartının imkânları eskidendi. Şu an belediye otobüsleri ve tramvaylarda ücretsiz yolculuk yapabiliyoruz. Onun dışında hiçbir fonksiyonu yok.” – Bayram OK

“Sarı basın kartı daha önceki dönemlerde gazetecilere birçok imkân sunmuş. Şimdilerde de ulaşımda çeşitli imkânlar sağlıyor. Fakat ben sarı basın kartımı sadece onursal anlamda kullanıyorum. Bu kart benim için onurdur.” – Hakan ÇELİKBAŞ

“Ben bu meslekte alaylıyım. Okuyamadığım için sarı basın kartı alamadım.  Zaman zaman bunun üzüntüsünü yaşıyorum. Fakat bu dönemde sarı basın kartının çok bir önemi kalmadı. Sarı basın kartının olmaması sadece bir onur anlamında üzücü.”– Mehmet GENÇALİ

Gazetecilik mesleğindeki heyecan ve gurur sizin için ne anlama geliyor? 

“Bir cerrah düşünün. Meslek hayatının ilk ameliyatında mutlaka heyecanlanır. Hele ki o ameliyattan başarıyla çıktıysa. Bizim meslek de tıpkı böyledir. Ulusal çapta yayımlanan bir haberin müthiş bir gururu, heyecanı vardır. Fakat bu durum zamanla doğal hale geliyor.”– Hakan ÇELİKBAŞ

“Yaptığım bir haberin başarılı olduğunu görmek beni çok mutlu eder. Hele ki haberimin ulusalda yayımlanması en büyük gurur kaynağımdır.” – Mehmet GENÇALİ

Gazetecilik mesleğinin sermaye sahiplerinin yönetimi altında gerçekleşmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? 

“Eskiden gazetecilik mesleği ile sadece gazetecilik mesleğine mensup kişiler uğraşırdı, ama artık bu değişti ve meslek sermaye sahiplerine kaldı. Çünkü daha fazla kitleye ulaşmanın ve hitap etmenin yolu maddiyattan geçiyor. Gazeteciler de bu maddi güce sahip değil.” – Bayram OK

“Yıllar önce gazete patronları gazetecilerdi. Bizim gibi sokağa çıkmış, fotoğraf çekmiş, küfür yemiş, saldırıya uğramış ve bu aşamaları geçip gazete patronu olmuş kişilerdi. Bu tür patronların çalıştırdığı insanların sosyal hakları daha düzgün oluyordu. Fakat şimdi böyle bir durum yok. Gazeteler bir yatırım kaynağı olarak görülüyor. Meslek, içinden gelenlerden ziyade sermaye sahiplerinin elinde. Oysa gazetecilik bu değil. Şu an sermaye sahipleri bu yenilikleri uygulayacak ve yakalayabilecek güçte olduğundan ve ülkemizin siyasal yapısından da kaynaklı olarak bu meslek ticari bir yatırım olarak görülüyor.” – Hakan ÇELİKBAŞ

Meslekte unutamadığınız bir anınızı paylaşır mısınız?

“1997 yılında Samsun Cezaevi’nin müdürü öldürülmüştü. Ben de o sırada Samsun Devlet Hastanesi acilinde idim. O zaman iletişim araçları da o kadar gelişmiş değil tabii. Hastaneye getirilen adamın fotoğraflarını çektim. Üstelik filmli makine var elimde. O sırada orada bir gardiyan fotoğraf çektiğim için bana saldırdı ve fotoğraf makinesini vermediğim için darp etti. Ben vermemekte ısrar ettim. Bunun üzerine oradaki bütün gardiyanlar üzerimde davul çalarcasına dövdüler beni. Makinenin kapağını açtım film sarma tekniği ile filmi geri sayıp yırttım gerisini bıraktım ve makineyi verdim. Çünkü dayanacak gücüm kalmamıştı. Gardiyanlardan biri makineyi alıp kapağını açtı ve gülerek ‘Film takmayı unutmuş, boşa dövdük’ dedi. O sıra oradan kaçıp gittim. Daha sonra gazeteye gelip filmi yıkattık ve fotoğrafları çıkarttık. Müdürün ölmeden önceki son fotoğrafları bir tek bende vardı. Bu olay üzerine gazetemden bir çeyrek altın ödülü almıştım.” – Bayram OK

Mesleğe yeni başladığımda akşam saatlerinde Kirazlık bölgesinde park halindeki bir tırın altına araç girdi. Arabanın içinde 2 ya da 3 ölü vardı. Pozisyonları çok kötüydü çok etkilendim. Fotoğraf çekerken ellerim titredi.” – Hakan ÇELİKBAŞ

“Samsunspor kazası benim ikinci haberimdi. Öyle korkunç bir ortamdı ki. Kimi oğlunu, kimi eşini feryatlar içinde arıyordu. Oğlum yaşıyor mu, eşim yaşıyor mu sorularının içinde çekim yaparken elim ayağım titredi. Hala da hatırladıkça duygulanırım.” – Mehmet GENÇALİ

17 Ağustos Depremi’nin ardından Sakarya’da 20 gün görev yaptım ve o dönemde tek kişilik çadırda kaldım. Ardından Düzce Depremi’nde bina içindeydim ve sallantı sırasında 2. kattan aşağıya atlamıştım.” – Okan ARALAN 

Okan-Aralan-1

İleride gazetecilik mesleğini tercih edeceklere tavsiyeleriniz nelerdir?

“Çok meşakkatli ve ekonomik anlamda doyurucu bir meslek değil. Bunları göze alabilecek olanlar bu mesleğe yönelsin.” – Hakan ÇELİKBAŞ

“Gerçekten zor bir meslek. Her şeyi göze almadan bu mesleğe başlamak doğru olmaz. Tüm zorlukları, artı ve eksilerini göze alıp yola çıkanlar çok çok başarılı olup bizlerin de üstüne gelebilir. Ne demişler boynuz kulağı geçermiş.” – Bayram OK

“Bu meslekte en önemli şey gazetecinin duruşudur. Bir gazeteci gerek giyimiyle gerek dürüstlüğüyle duruşunu ortaya koymalıdır. Bunları yapan gazeteciler bu meslekte muvaffak olur.” – Mehmet GENÇALİ

Haber-Gazetesi

Gazeteciliğe Adanmış Bir Ömür…

Erdal Cansu. 74 yaşında ve 50 yıldır gazetecilik yapıyor. “Basın-yayın okumadım, çekirdekten yetiştim” diyen Cansu,  tüm zorluklara rağmen gazetecilik mesleğini halen çok severek yapan bir isim.

“Tam 50 senedir basın sektöründeyim. Yaş 74, hala Samsunspor stadında  sahalarda genç kardeşlerimizle çalışıyoruz. Basın-yayın okumadan çekirdekten yetişme olarak, Samsunspor sevdamla bugünlere geldim. A’dan Z’ye sporla uğraştım. Hep yeşil sahalara gidip idmanları, seyretmek, transferleri takip etmek, yöneticilerle karşılıklı oturup detaylar çizmek beni mutlu etti. Meslek hayatımızda birlik ve beraberlik içerisinde güzel günler geçirdik. Özellikle spor muhabirliği yapacak olan stajyer arkadaşlarımız girişken ve hareketli olmak zorunda. Yöneticilerle ve futbolcularla iyi ilişkiler içerisinde bulunmalı, birlik ve beraberliği simgelemeli. Bizim amatörden yetiştiğimiz mesleğe siz bilimsel yönüyle üniversite okuyarak detaylı bir şekilde bilgiler edinerek yetişiyorsunuz. Aldığı eğitimle deneyimi harmanlayarak, okulda öğrendiğini gerçek yaşamla birleştirerek girdikleri gazetelerde aktif hale gelebilirler. Ayrıca bu meslekte tutunabilmek için alçak gönüllü olmak gerek.”

Erdal-Cansu

“Genç İfade öğrenciler için çok güzel bir deneyim, bir an önce gazeteyi elime almak için can atıyorum.”

Meslek büyüklerimizle yaptığımız sohbetlerden kulağımıza bir çok küpe ediniyor ve bir an önce bu bayrak yarışına dahil olmak istiyoruz. Bu zor meslekte hak ve özgürlüklerinin tam anlamıyla sağlandığı bir dönemi sabırsızlıkla bekliyoruz.

 

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’müz kutlu olsun!

Fakültemizden…

timthumb

Genç İfade ekibi olarak Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İletişim Fakültesi öğretim elemanlarının akademik başarılarını kutluyoruz.

 

 

Gazetecilik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Onur Bekiroğlu 23 Ekim 2015 tarihinde doçent unvanı aldı. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunu olan Bekiroğlu, “Akademik kariyerde en önemli durak doktoraysa diğer bir önemli durak da doçentlik durağıdır. Bu iki akademik unvan, kişilerin çalışmaları, emekleri, gayretleri ve birikimlerinin sonunda kazandıkları unvanlardır. Bu unvanı 12 yıllık çalışma sürecimin ürünü ve meyvesi olarak değerlendirmek mümkün” dedi.

Onur-Bekiroğlu

Gazetecilik Bölümü Arş. Gör. Hasan Turgut, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Genel Gazetecilik Anabilim Dalı’nda yaptığı “Makine Olarak İnternet: Toplumsal Hareketler ve Yeni Medya İlişkisine Dair İmkân ve Sınırlılıklar” başlıklı tezinin savunmasını 11 Şubat 2016 tarihinde başarıyla tamamlayarak doktor unvanı almaya hak kazandı.Hasan-Turgut

Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Arş. Gör. Burcu Altıparmak, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı’nda “Kent Pazarlamasında İletişim Yöntemiyle Kentlilik Bilincinin Geliştirilmesi” başlıklı teziyle 2015 yılında doktor unvanı almaya hak kazandı.Burcu-Altıparmak

Mustafa Kemal Güneşdoğdu gözyaşlarıyla uğurlandı

timthumbEğitim alanında büyük katkıları bulunan hayırsever iş adamı Mustafa Kemal Güneşdoğdu bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Güneşdoğdu, adının verildiği Mustafa Kemal Güneşdoğdu Kampüsü’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Göğceli Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Leonardo da Vinci şöyle der: “İyi geçen bir gün nasıl mutlu bir uyku getirirse, iyi geçen bir ömür de mutlu bir ölüm getirir.” 92 yaşında koca bir çınardı Mustafa Kemal Güneşdoğdu. İyiliklerle geçen ömrünü, bir sabah huzurla iade etti.
Mevlana bizlere şöyle seslenir. “Kâmil odur ki; koca dünyada bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser.” Mustafa Kemal Güneşdoğdu yüreği gibi tertemiz bir eğitim yuvasını bizlere emanet etti. Binlerce gencin hayallerine kapı açtı. Bizler, hayallerimizin ve tertemiz umutlarımızın yeşerdiği bu eğitim yuvasında, geleceğimize attığımız her adımda Mustafa Amcamızı sevgi ve saygıyla hatırlayacağız. O bizim Mustafa Amcamızdı, O’nu unutmayacağız.

Mustafa Kemal Güneşdoğdu kimdir?

1925 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğan Mustafa Kemal Güneşdoğdu, ilkokulu bitirdikten sonra eğitimine İstanbul’da devam etti. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olan Güneşdoğdu, yıllar sonra memleketi Çarşamba’ya döndü. 1950’de ilk muayenehanesini açtı.
Güneşdoğdu bir söyleşisinde şöyle diyor: “Tüm mal varlığımızı Çarşamba’da da etkisi hissedilen 1939 Erzincan depreminde kaybettik. Lise ve üniversite eğitimini devlet bursu ile tamamladım. Yıllar sonra döndüğüm Çarşamba’da 60 yıl diş hekimliği yaptım. Bu zaman içerisinde de para biriktirdim. Eğitim hayatımı yokluk içinde geçirdiğim için bütün paramı ilçemin eğitimine katkı sağlamak amacıyla bağışladım.”

“Bir değil binlerce evladım var”

Hiç evlenmemiş olan Güneşdoğdu “Paramı bırakacak bir değil binlerce evladım var” diyerek tüm birikimini eğitim için harcadı. Aynı zamanda 40 öğrenciye de özel burs verdi. 75 bin metrekarelik alana İletişim Fakültesi, Hukuk Fakültesi ve halen inşaatı süren Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi binalarını yaptıran Güneşdoğdu Çarşamba’da bir üniversite kampüsü kurulmasını sağladı. Kurulan kampüse ise destek ve ilgisinden dolayı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) tarafından Mustafa Kemal Güneşdoğdu Kampüsü ismi verildi.

Mustafa Kemal Güneşdoğdu için 8 Ocak Pazartesi günü Mustafa Kemal Güneşdoğdu Kampüsü’nde cenaze töreni düzenlendi.
Tören alanında ilk konuşan Çarşamba Belediye Başkanı Hüseyin Dündar, servetinin tamamını eğitime adayan güzel bir insanı kaybetmekten dolayı duyduğu üzüntüyü ifade ederek, “Mustafa Kemal Güneşdoğdu’yu kendisine yakışır bir şekilde uğurluyoruz. Gerçekten eğitim için Çarşamba’da büyük katkıları olmuştur. Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

“Yaptığı işlerden hep mutluluk ve huzur duydu”

Rektör Prof. Dr. Hüseyin Akan, Mustafa Kemal Güneşdoğdu Kampüsü’nün bir eğitim ve bilim ocağı haline geldiğini vurgulayarak, “Bu kampüs, Devlet Su İşleri’nin bir yerleşkesiydi. Bu eğitim alanı eğitimcileri ve öğrencileriyle çok önemli bir yer haline geldi. Kurupelit Kampüsü’müzdeki Mustafa Kemal Güneşdoğdu adını taşıyan amfilerde de öğrencilerimiz eğitim görüyor. Mustafa Amcamız, yaptığı işlerden hep mutluluk ve huzur duydu. Faydalı ve hayırlı biriydi. Temennim bu eğitim ve bilim yuvasından kendisi gibi faydalı ve hayırlı insanlar yetişmesidir” diye konuştu.
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, “Mustafa Kemal Güneşdoğdu, damıtılmış bir su gibi bir hayat yaşamıştır. Allah gani gani rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun” ifadelerini kullandı.

“Umudumuz birçok Mustafa Kemal Güneşdoğduların yetişmesi”

Samsun Valisi İbrahim Şahin ise, “Mustafa Kemal Güneşdoğdu’ya kendisinin yaptırdığı bir yerde veda ediyoruz. Umudumuz buradan birçok Mustafa Kemal Güneşdoğduların yetişmesidir” diyerek yakınlarına başsağlığı dileklerinde bulundu.
Törende yapılan konuşmaların ardından Samsun İl Müftüsü Veysel Çakı dua yaptırarak helallik aldı. Ardından Güneşdoğdu’nun naaşı cenaze namazı kılınmak üzere Çarşamba Rıdvanpaşa Camisi’ne götürüldü. Burada öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına AK Parti Samsun Milletvekili Fuat Köktaş, AK Parti Samsun İl Başkanı Muharrem Göksel ve İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok katıldı. Cenaze namazının ardından Güneşdoğdu’nun naaşı Göğceli Mezarlığı’nda toprağa verildi.

“İnsanlar vardır, adını ölümsüz kılar”
OMÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurdan Öncel Taşkıran, Mustafa Kemal Güneşdoğdu ile ilgili duygu ve düşüncelerini Genç İfade için paylaştı: “İnsanlar vardır, doğarlar büyürler, ölürler ama fark edilmezler. İnsanlar vardır, Mustafa Kemal Güneşdoğdu gibi, dünya malını en hayırlı işlerden birine eğitime bağışlar, adını ölümsüz kılar, ardında ruhuna duacı, hayırla anacak nesiller bırakır. Huzur içinde yatın değerli büyüğümüz, mekânınız cennet olsun.”

Ondokuz-Mayıs-Üniversitesi-Rektörü-Prof.Dr_.-Hüseyin-Akan-1-1024x683Mustafa-Kemal-Güneşdoğdu-cenaze-4-1024x683

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑